Çocukları küçük yaşta kitaplarla tanıştırmanın, ileri yaşlarda akademik becerilerini olumlu yönde etkilemesinin yanında, küçük yaşta kelime hazinelerini arttırmak, hayal güçlerini geliştirmek, kendilerini ve duygularını daha iyi ifade edebilmelerini sağlamak gibi pek çok faydası olduğunun zaten artık farkına varmayan yoktur sanırım
22 Aralık 2017 Cuma
17 Aralık 2017 Pazar
Peynirli Pratik Poğaça
Bebekle artık hamurislerine girişmek biraz zor olsa da mutfağa girip böyle seyler yapmak zaman zaman kafa dağıtmak icin güzel bir alternatif oluyor aslında.
Bu tarif belki birçok kişinin tarif defterinin bas köşesindedir
Bloğumun da mutfak klasikleri arasında yerini almasını hem de bilmeyenler için hem pratik hem de evinizde her zaman bulunabilecek malzemelerle hazırlayabileceğiniz bir tarif paylaşmak istedim.
Bu tarif belki birçok kişinin tarif defterinin bas köşesindedir
Bloğumun da mutfak klasikleri arasında yerini almasını hem de bilmeyenler için hem pratik hem de evinizde her zaman bulunabilecek malzemelerle hazırlayabileceğiniz bir tarif paylaşmak istedim.
Etiketler:
kesin tutan tarifler,
kıymalı poğaça,
kolay poğaça,
kolay poğaça tarifi,
peynirli poğaça,
poğaça,
poğaça tarifi,
pratik poğaça,
pratik tarifler,
yemek,
zeytinli poğaça
7 Kasım 2017 Salı
Mastit'e Doğal Çözüm
Bir anne bloggerin uzun zaman sonra yazacağı ilk postun elbette ki anne-bebek temalı bir içeriği olmalıydı. Ama itiraf ediyorum bu postun içeriği biraz damdan düşer gibi olacak 🤣
Öncelikle bu içeriğin benimle aynı sorunu yaşayan herkese faydalı olmasını umuyorum.
Mastit yani göğüs düğümlenmesi sanırım yeni anne olan herkesin başına gelmiştir. Doğumdan sonraki ilk günlerde ben de yaşamıştım, o dönem bu sorunu sıcak kompresler, masaj ve fazla sütü sağma yoluyla aşabilmiştim.
Oğlum 6 aylık olduğunda işe başladım ve evim ile işim yakın olduğu için her fırsatta bebeğime zaman ayırmaya çalışıyorum. Ama bazı günler gerçekten çok yoğun geçiyor, önceden planlanmamış bir sürü işim çıkabiliyor 😔
İşte o günlerden birinde bebeğimi yeterince emziremedim, sanırım bunda soğuk algınlığını nedeniyle burnunun tıkalı olmasının da etkisi vardı, o nedenle de fazla emmek istemedi. Ya da ememedikçe oluşan sertlik nedeniyle ememedi, bilemiyorum.
Sonuç benim için çok ağır oldu. Şişkinliği fark eder etmez süt sağma makineme sarıldım, iş yerinde olduğu için ağar topar gidip aldık. Sütümü sağdım, ama ben bu süt sağma konusunda pek parlak biri olamadım hiç 😊 Tam her şeyi toparladım uyuyacağım derken hayatımda ilk kez karşılaştığım bir sıtma nöbeti yaşadım. Bu kadar kötü bir duygu olduğunu anlatsalar idrak edemezdim, titreyerek kendimi yatakta buldum. Uyandığımda ateşim 38.8, annem ve eşimi ateşimi düşürmeye çalıştıklarını hatırlıyorum.
Evet artık ateşim düşmüştü. Ama boşaltılması gereken bir sürü süt ve süt bezesi vardı. Ne kadar emzirirsem emzireyim bezeler boşalmıyordu.
Elimde telefon internette gezinirken bildiğim ve bilmediğim bir sürü teknik okudum.
Ancak içlerinden bir tanesini uygulamak çok basitti. Bebeği koltuk altı pozisyonda emzirmek. Bu teknik hem bebeğim hem de benim için basit ve zahmetsiz teknikti. Biz bu tekniği doğumdan sonraki ilk günlerde bebeğime ters gelen göğsü emebilmesi için de kullanmıştık ve işe yaramıştı. Denemeye değer buldum ve denedim.
Sonuç: hiç sorun kalmadı 😊 Evet, tekniği okuduğum yerdeki gibi mucizevi bir şekilde anında geçmedi ama ilk seferde ağrılarım önemli ölçüde azaldı. Maksimum iki gün içinde ise en ufak bir bezecik bile kalmadı.
Herhangi bir doğal ya da tıbbi bir ilaç, sıcak kompres, masaja gerek kalmaksızın çok basit bir yöntemle mastitten kurtulunabiliyor. Ben bu yöntemi önceden de uyguladığım için aşinaydım. İlk kez uygulayacaklar birinden yardım alabilirler bence.
Umarım heyecanlı, telaşlı ve panik durumundaki annelere bir çözüm olur 😊Geçmiş olsun...
Etiketler:
annelik,
doğal çözüm,
emzirme,
emzirme pozisyonlar,
göğüs düğümlenmesi,
göğüs düğümlenmesine ne iyi gelir,
koltukaltı pozisyonu,
mastit,
mastite ne iyi gelir,
ne iyi gelir,
süt toplanması
3 Kasım 2017 Cuma
Uzun Bir Aradan Sonra Yeniden Merhaba...
Upuzun zaman sonra yeniden merhabalar
Her şeyden sıkılıp bir bunaldığım zamanların birinde bir çılgınlık yapıp açtığım bu blog hayatımın bir parçası oluverdi😊 Ne kadar ara vermiş gibi görünsem de hep aklımda fikirler, hep bir yazma hevesi sürdü gitti, artık istesem de çıkaramıyorum hayatımdan. Sadece hak ettiği değeri verecek zamanı bulamıyorum şöyle uzun ve güzel postlar yazabilmek için.
Bu blog ticari kaygılardan öte hem bir günlük benim için anılarımı sık sık hatırlayabileceğim, hem de tecrübelerimi paylaştığım bir platform. Hem metinler hem de kullandığım fotoğrafların kaliteli olması için özen göstermeye çalışıyorum. İstediğim gibi olmayınca da postları yayınlayamıyorum. Ara veriyormuş gibi görünmem ondan 😊
Eşekten düşenin halini yine en iyi eşekten düşen anlat misali, ben bloglardan çok faydalanıyorum (reklam bloglarını bunun dışında tutuyorum), yazarlarını samimi ve dürüst davranıp tecrübelerini paylaştıklarını düşünüyorum ve kendi adıma da sadece bir kişiye bile faydam olsa ne mutlu bana diye düşünüp yazmaya çalışıyorum 😊 Son bir sebep, yazmak bana da iyi geliyor🤓
Ve sanırım uzun bir aradan sonra yine yazmaya devam edeceğim.
En son yazdığım posttan bu yana hayatımda o kadar çok değişti ki 😊
Bugün bu satırları yazan Ağustos Böceği, bu blogu yazmaya başlayan Ağustos Böceği değil.
O artık bir anne, artık dünyayı, insanları ve olayları bambaşka gözlerle izliyor, hayatı bambaşka bir bakış açısı ile yaşıyor.
Haliyle bu blogun içeriklerine de yansır diye düşünüyorum
Umarım Anne Ağustos Böceği'nin paylaşımlarını da zevkle takip edersiniz 😊
9 Aralık 2016 Cuma
YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!
Ulaşımda En Pratik Yol O! sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.



“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
25 Mayıs 2016 Çarşamba
Eskişehir'in Meşhur Lezzetleri
Bazı şehirleri bir başka seviyorum...
Tekrar tekrar gidip gezip görmek, hatta bazen orada yaşamak bile istiyorum...
Eskişehir de bu şehirlerden biri...
Kalabalık ama sakin, eğlenceli ama huzur verici bir şehir...
Bir o kadar da lezzetli...
Tek günlük Eskişehir gezimizden kalan lezzet duraklarını listeledim...
Eskişehir gezimizi tekrarlamaya kararlıyız, o nedenle yeni önerilerinizi bekliyorum...
Gelin bu listeyi birlikte çoğaltalım...
Çibörek
Kırım mutfağının Eskişehir'de turistler tarafından en bilinen tadı Çibörek...
Eskişehir'e ilk gelişimizde, yine halkın tavsiyeleriyle, keşfettiğimiz bu mekana her Eskişehir gezimizde uğramadan dönemiyoruz...
İncecik hamur içerisinde lezzetli harcı ile nar gibi kızarmış çibörekler için tercihimiz Hamamyolu'nda bulunan Papağan...
Lezzetini anlatmak için kapıda oluşan kuyrukları anlatmak yeterli olabilir sanırım...
Evet, çok bilindik bir mekan olduğu için özellikle tatil günlerinde sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz..
Balaban Köfte
Tekrar tekrar gidip gezip görmek, hatta bazen orada yaşamak bile istiyorum...
Eskişehir de bu şehirlerden biri...
Kalabalık ama sakin, eğlenceli ama huzur verici bir şehir...
Bir o kadar da lezzetli...
Tek günlük Eskişehir gezimizden kalan lezzet duraklarını listeledim...
Eskişehir gezimizi tekrarlamaya kararlıyız, o nedenle yeni önerilerinizi bekliyorum...
Gelin bu listeyi birlikte çoğaltalım...
Çibörek
Kırım mutfağının Eskişehir'de turistler tarafından en bilinen tadı Çibörek...
Eskişehir'e ilk gelişimizde, yine halkın tavsiyeleriyle, keşfettiğimiz bu mekana her Eskişehir gezimizde uğramadan dönemiyoruz...
İncecik hamur içerisinde lezzetli harcı ile nar gibi kızarmış çibörekler için tercihimiz Hamamyolu'nda bulunan Papağan...
Lezzetini anlatmak için kapıda oluşan kuyrukları anlatmak yeterli olabilir sanırım...
Evet, çok bilindik bir mekan olduğu için özellikle tatil günlerinde sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz..
Balaban Köfte
22 Mayıs 2016 Pazar
Yolu Sakarya'dan Geçenler, Islama Köfte Yemeği Denediniz mi?
Şu aralar leyleği havada görmüş misali geziyorum.
Öyle ki artık gezmekten yorgun düştüm...
Yakın gelecekteki birkaç haftasonumu evde ayaklarımı uzatıp kitap okuyarak geçirmek istiyorum.
Ya da gezip gördüğüm yerleri günlüğüme yazarak :)
Geçtiğimiz hafta sonlarından birinde kısacık bir İstanbul ziyaretimiz olmuştu.
Ailem İstanbul'da olduğu için sık sık gider geliriz İstanbul'a...
Giderken bir an önce İstanbul'a varabilmenin telaşı, dönüşte de bir an önce eve varıp dinlenebilme acelesiyle şimdiye kadar öyle yol üstündeki şehirlere uğrama fırsatı bulamıyoruz...
Bu kez ailemizle birlikte dönmenin keyfiyle Sakarya'da kısa bir yemek molası verdik...
Tercihimiz tabi ki Sakarya'nın en meşhur lezzeti, Islama Köfte oldu :))
Islama Köfte ismini duymuştum ama deneme fırsatım olmamıştı şimdiye kadar... Islama derken ne demek istediklerini de düşünmemiştim :) Yerken anlamış oldum :))
Etiketler:
adapazarı,
adapazarı gezi,
adapazarı ıslama köfte,
adapazarında ne yenir,
gezi,
ıslama köfte,
meşhur ıslama köfte,
sakarya,
sakarya gezi notları,
sakarya ıslama köfte,
sakaryada ne yenir
21 Nisan 2016 Perşembe
İSTANBUL GÜNLÜĞÜ: LEGOLAND
Geçtiğimiz yıl iki yeğen sahibi oldum ve teyzeliği 3. kez yaşadım.
Hepsi birbirinden tatlı kuzucuklarımın ama gelgelelim ilk göz ağrım Sefa'mın yeri bir başka...
Onunla vakit geçirmeyi tarif edilmez bir şekilde seviyorum...
İstanbul'a her gidişimizde mutlaka en az bir etkinlik yapıyoruz kendisiyle...
Legoland de onun seçimi oldu...
18 Nisan 2016 Pazartesi
Çınar Ağacım ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Etkinliği
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü Çınar Ağacım blogunun yazarı sevgili Elif'in organize ettiği keyifli mi keyifli bir etkinlikle kutladık...
Etkinlik yazısını yazmayı ülkemizin yaşadığı üzücü olaylar nedeniyle biraz ertelemiştim.
Bu nedenle de dünyadaki tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü'nü blogumda biraz geç de olsa yeniden kutluyorum..
Etkinliğin ev sahibi Çınar Ağacım blogunun yazarı sevgili Elif, her zamanki gibi içten, samimi ve güleryüzlü ağırladı bizleri.
7 Nisan 2016 Perşembe
Diş Buğdayı Bebek Hediyesi
Geçtiğimiz postta erkek yeğenim Çınar için bir 40 Uçurma Sepeti hazırlamıştık. Şimdi ise ondan büyük kız yeğenim, Zeynep için bir diş buğdayı hediyesi hazırladım.
Diş buğdayı partilerinde, genellikle ev sahiplerinin misafirleri için hediyeler hazırladığını görüyoruz. Ben hediye fikri için araştırma yaparken de açıkçası hep bu tür hediyelere rastladım.
Bence en büyük hediyeyi, dişlerini çıkarmak için deli gibi ağrı, sızı çeken minik prensesimiz hak ediyor bence. Bizim oralarda, bebeğin ilk dişini bulan kişinin de hediye alması alışılagelmiş bir gelenektir.
Ben şehir dışında yaşadığım için ilk dişi bulmayı beklemeden Zeynep'e bir Diş Buğdayı hediyesi hazırladım :)) Bu hediye paketi, ilk diş, ya da diş buğdayı hediyesi olduğu için, bebeğin yemek yerken kullanabileceği ürünleri kullanarak hazırladım.
Yine sizlere fikir vermesi adına detaylarını aşağıda paylaşıyorum ...
Öncelikle Minnie'li tatlı mı tatlı bir mama takımı aldım. Bu takımın markası neydi hatırlamıyorum ama Joker'den almıştım.
Diş buğdayı partilerinde, genellikle ev sahiplerinin misafirleri için hediyeler hazırladığını görüyoruz. Ben hediye fikri için araştırma yaparken de açıkçası hep bu tür hediyelere rastladım.
Bence en büyük hediyeyi, dişlerini çıkarmak için deli gibi ağrı, sızı çeken minik prensesimiz hak ediyor bence. Bizim oralarda, bebeğin ilk dişini bulan kişinin de hediye alması alışılagelmiş bir gelenektir.
Ben şehir dışında yaşadığım için ilk dişi bulmayı beklemeden Zeynep'e bir Diş Buğdayı hediyesi hazırladım :)) Bu hediye paketi, ilk diş, ya da diş buğdayı hediyesi olduğu için, bebeğin yemek yerken kullanabileceği ürünleri kullanarak hazırladım.
Yine sizlere fikir vermesi adına detaylarını aşağıda paylaşıyorum ...
Öncelikle Minnie'li tatlı mı tatlı bir mama takımı aldım. Bu takımın markası neydi hatırlamıyorum ama Joker'den almıştım.
4 Nisan 2016 Pazartesi
40 Uçurma Sepeti
Şimdiki bebekler çok şanslı !
Doğum odaları, bebek mevlidleri, diş buğdayları (Kız bebek için hazırladığım diş buğdayı hediyesi için tıklayınız), ilk doğum günleri ve sırayla tüm yaş günleri öylesine güzel hazırlıklarla, birbirinden güzel süsler ve detaylarla hazırlanıyor ki, hayran kalmamak mümkün değil..
Ev sahipleri, partilere genellikle misafir olarak katılan bizlere de özenle düşünülmüş hediye paketleri hazırlıyorlar, açıkçası ben de bu çok şık hatıralara bayılıyorum...
Bu özel günler arasında bir tanesi var ki, onda süreç diğerlerinden biraz farklı ilerliyor...
Hangisi mi ???
Tabi ki Kırk Uçurma :)
Diğer tüm organizasyonlarda her şeyi planlayan anneler bu kez misafir oluyorlar :)
Ve bu kez hediye alma sırası onlara geliyor, aslında bebeğe geliyor desek daha doğru olabilir :)
Geçtiğimiz yıl iki tane tatlı mı tatlı yeğenim doğdu.
İstanbul'a gittiğimde en küçük yeğenim Çınar annanesine dolayısıyla da teyzesine 40 uçurmaya geldi...
Biz de Çınar için masmavi bir 40 uçurma sepeti hazırladık...
Sizlere de fikir vermesi adına burada paylaşmak istedim...
Doğum odaları, bebek mevlidleri, diş buğdayları (Kız bebek için hazırladığım diş buğdayı hediyesi için tıklayınız), ilk doğum günleri ve sırayla tüm yaş günleri öylesine güzel hazırlıklarla, birbirinden güzel süsler ve detaylarla hazırlanıyor ki, hayran kalmamak mümkün değil..
Ev sahipleri, partilere genellikle misafir olarak katılan bizlere de özenle düşünülmüş hediye paketleri hazırlıyorlar, açıkçası ben de bu çok şık hatıralara bayılıyorum...
Bu özel günler arasında bir tanesi var ki, onda süreç diğerlerinden biraz farklı ilerliyor...
Hangisi mi ???
Tabi ki Kırk Uçurma :)
Diğer tüm organizasyonlarda her şeyi planlayan anneler bu kez misafir oluyorlar :)
Ve bu kez hediye alma sırası onlara geliyor, aslında bebeğe geliyor desek daha doğru olabilir :)
Geçtiğimiz yıl iki tane tatlı mı tatlı yeğenim doğdu.
İstanbul'a gittiğimde en küçük yeğenim Çınar annanesine dolayısıyla da teyzesine 40 uçurmaya geldi...
Biz de Çınar için masmavi bir 40 uçurma sepeti hazırladık...
Sizlere de fikir vermesi adına burada paylaşmak istedim...
25 Şubat 2016 Perşembe
Pırasa Kızartması
Patates, kabak, patlıcan, havuç, biber, karnıbahar...
Neredeyse tüm sebzelerin kızartmasını yapıyoruz değil mi ?
Peki pırasayı neden kızartmayalım ki ;)
Her ne kadar kızartmanın sağlıksız olduğunu bilsek ve mümkün olduğunca az tüketmeye çalışsak da bu tarif pırasa sevmeyenlere bile kendini sevdirecek bir tarif...
Biz sıcak sıcak cips gibi, çerez gibi tükettik kızarmış pırasalarımızı ...
Biz çok sevdik, kızarır kızarmaz tükettik ;)
Bu tarifin blogumda da bulunmasını istedim...
Neredeyse tüm sebzelerin kızartmasını yapıyoruz değil mi ?
Peki pırasayı neden kızartmayalım ki ;)
Her ne kadar kızartmanın sağlıksız olduğunu bilsek ve mümkün olduğunca az tüketmeye çalışsak da bu tarif pırasa sevmeyenlere bile kendini sevdirecek bir tarif...
Biz sıcak sıcak cips gibi, çerez gibi tükettik kızarmış pırasalarımızı ...
Biz çok sevdik, kızarır kızarmaz tükettik ;)
Bu tarifin blogumda da bulunmasını istedim...
24 Şubat 2016 Çarşamba
Havuçlu Cevizli Tarçınlı Kek...
Bu kek Ankara'ya muhteşem karın yağdığı ilk gün yapıldı.
Kar tatilini fırsat bilerek evde nefis bir kek yapmıştım :)
Mis gibi tarçın kokan bir kek ...
Ancak maalesef paylaşım konusunda biraz geciktim.
Kışa çok yakışan bu keki kış bitmeden paylaşmak istiyorum sizlerle...
MALZEMELER
Kar tatilini fırsat bilerek evde nefis bir kek yapmıştım :)
Mis gibi tarçın kokan bir kek ...
Ancak maalesef paylaşım konusunda biraz geciktim.
Kışa çok yakışan bu keki kış bitmeden paylaşmak istiyorum sizlerle...
MALZEMELER
20 Ocak 2016 Çarşamba
Milano'dan Bir Mini Konser
Yazın upuzun bir İtalya seyahati yapmıştık. Ama henüz burada paylaşmak mümkün olmadı.
Harddiskimde iş ile ilgili dosyalar ararken kendimi yazın çektiğim fotoğrafların arasında kaybolmuş buldum.
Ve bu güzel videoyu sizinle paylaşmak istedim.
Dinlerken de çok sevmiştim, hala çok seviyorum...
Bu nedenle paylaşmak istiyorum...
Eser Pachelbel'in Canon'u...
Çocuğun ismini ise ne yazık ki bilmiyorum...
Umarım siz de beğenirsiniz...
Dedim ve videomu yükleyemedim :))
Bunun üzerine derhal bir youtube kanalı açtım...
Müziğe aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz....
YOUTUBE KANALIM....
Harddiskimde iş ile ilgili dosyalar ararken kendimi yazın çektiğim fotoğrafların arasında kaybolmuş buldum.
Ve bu güzel videoyu sizinle paylaşmak istedim.
Dinlerken de çok sevmiştim, hala çok seviyorum...
Bu nedenle paylaşmak istiyorum...
Eser Pachelbel'in Canon'u...
Çocuğun ismini ise ne yazık ki bilmiyorum...
Umarım siz de beğenirsiniz...
Dedim ve videomu yükleyemedim :))
Bunun üzerine derhal bir youtube kanalı açtım...
Müziğe aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz....
YOUTUBE KANALIM....
Yeniden Merhaba
Blogum hayatıma yaklaşık iki buçuk yıl kadar önce girdi.
Canımın sıkkın olduğu bir anda karar vermiştim blog yazmaya.
Bu işin hayatımda verdiğim en güzel kararlardan biri olduğunu düşünüyorum.
Düşünüyorum, düşünüyorum da son zamanlarda yazmayı çok ihmal ettiğimin farkındayım.
Blog yazmak gerçekten, zaman ve emek gerektiriyor, ama her şeye rağmen gelecekte gülümseyerek hatırlayacağım güzel bir hatıra defteri aynı zamanda...,
İnternette ya da bir not defterinde, fark etmez, yazmalı insan...
Evet gerçekten çok yoğun ve stresli günler geçirdim. Hepsinin de üstesinden geldim çok şükür :)
Ama bloğumu ihmal edişimin sadece bu yoğunluğa bağlamak kendime haksızlık etmek olur...
Bloguma çok özen göstermeye çalışıyorum.
İçeriği dolu olmayan, resimlerini özenle çekemediğim metinleri burada paylaşmak istemiyorum.
Aslında bu tamamen kendime ve okuyucuma duyduğum özenle ilgili.
Gelgelelim mükemmelliyetçi olmak maalesef hayatı biraz geriden takip etmeye neden oluyor :(
İşte böylece kötü huylarımdan birini daha öğrenmiş oluyorsunuz.
Bu huyumu gerçekten sevmiyorum, ama kendisiyle mücadele edeceğiz...
Bakalım kim kimi yenecek :)
Neyse, uzun lafın kısası "Geri Dönüyorum..."
Birikmiş çok yazım...
Özellikle gezi yazılarım, çok gezdim, çok biriktirdim...
Öyleyse şimdi paylaşma zamanı ...
Canımın sıkkın olduğu bir anda karar vermiştim blog yazmaya.
Bu işin hayatımda verdiğim en güzel kararlardan biri olduğunu düşünüyorum.
Düşünüyorum, düşünüyorum da son zamanlarda yazmayı çok ihmal ettiğimin farkındayım.
Blog yazmak gerçekten, zaman ve emek gerektiriyor, ama her şeye rağmen gelecekte gülümseyerek hatırlayacağım güzel bir hatıra defteri aynı zamanda...,
İnternette ya da bir not defterinde, fark etmez, yazmalı insan...
Evet gerçekten çok yoğun ve stresli günler geçirdim. Hepsinin de üstesinden geldim çok şükür :)
Ama bloğumu ihmal edişimin sadece bu yoğunluğa bağlamak kendime haksızlık etmek olur...
Bloguma çok özen göstermeye çalışıyorum.
İçeriği dolu olmayan, resimlerini özenle çekemediğim metinleri burada paylaşmak istemiyorum.
Aslında bu tamamen kendime ve okuyucuma duyduğum özenle ilgili.
Gelgelelim mükemmelliyetçi olmak maalesef hayatı biraz geriden takip etmeye neden oluyor :(
İşte böylece kötü huylarımdan birini daha öğrenmiş oluyorsunuz.
Bu huyumu gerçekten sevmiyorum, ama kendisiyle mücadele edeceğiz...
Bakalım kim kimi yenecek :)
Neyse, uzun lafın kısası "Geri Dönüyorum..."
Birikmiş çok yazım...
Özellikle gezi yazılarım, çok gezdim, çok biriktirdim...
Öyleyse şimdi paylaşma zamanı ...
5 Mart 2015 Perşembe
MAP 2015 BY AKKÖK, 26-29 MART’TA KÜÇÜKÇİFTLİK PARK’TA
Son senelerde sanat alanında yapılan yatırımlar ve etkinlikler gün geçtikçe artıyor ve gelişiyor. Özellikle İstanbul’da hayat bulan bu tarz etkinliklerden biri var ki, çok kısa sürede hem kendine has tarzı hem de izlediği yol ile oldukça ses getirdi. Bundan 2 sene önce, ulaşılabilir sanat alternatifi olarak yola çıkan ve her yıl yeni sanatçıların üretimleriyle gelişen Mamut Art Project’ten bahsediyoruz. Mamut Art Project bu sene Akkök Holding’le birlikte yoluna devam ediyor. Akkök Holding gibi güçlü şirketlerin genç sanatçılara destek olması, hiç şüphesiz ülkemizde kültür sanatın gelişmesinde ve yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor. MAP’15 by Akkök hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, www.mamutartproject.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Proje, genç sanatçıları, koleksiyonerler, galeriler, kültür-sanat kurumları ve sanatseverlerle galeri, müze, atölye gibi alışılagelmiş mekanların dışında, bir araya getirmeyi hedefliyor.
İsmini de insanoğlunun mağaralarda keşfedilmiş ilk çizimlerinde en çok görülen figürlerden biri olan “mamut”tan alıyor. Bir başka deyişle, “Mamut” bu projede sanatçıların büyük kitlelere göstereceği ilk eserlerini simgeliyor.
Proje, genç sanatçıları, koleksiyonerler, galeriler, kültür-sanat kurumları ve sanatseverlerle galeri, müze, atölye gibi alışılagelmiş mekanların dışında, bir araya getirmeyi hedefliyor.
İsmini de insanoğlunun mağaralarda keşfedilmiş ilk çizimlerinde en çok görülen figürlerden biri olan “mamut”tan alıyor. Bir başka deyişle, “Mamut” bu projede sanatçıların büyük kitlelere göstereceği ilk eserlerini simgeliyor.
26 Şubat 2015 Perşembe
Bursa Tatil Notları: Ördekli Kültür Merkezi
Gündüz bol bol gezip yorulsam da Bursa'da bir anı bile boş geçirmek istemedim.
Çünkü her anlamda dolu dolu bir şehir.
Şimdi sizi şehirdeki tarihi büyüyü içinize işletecek bir mekana götürüyorum.
Bu yazı Bursa'da akşam buluşmaları için farklı bir alternatif arayanlara gelsin...
Ördekli Kültür Merkezi...
Çünkü her anlamda dolu dolu bir şehir.
Şimdi sizi şehirdeki tarihi büyüyü içinize işletecek bir mekana götürüyorum.
Bu yazı Bursa'da akşam buluşmaları için farklı bir alternatif arayanlara gelsin...
Ördekli Kültür Merkezi...
22 Şubat 2015 Pazar
Türk Hava Kurumu Müzesi
Yıllardır önünden gelip geçtiğim bir müzeydi Türk Hava Kurumu Müzesi
Ama bir türlü girip görmek kısmet olmamıştı...
Bugün bambaşka bir yere giderken, karşımıza çıkınca e ertelemeyelim, gezip görelim dedik ...
Şans bakın ki bu hafta Türk Hava Kurumu'nun da kuruluş yıl dönümüymüş, zamanlama fark etmeden de olsa süper oldu ...
Türk Hava Kurumu'nun 90. kuruluş yıl dönümünü tebrik ederim...
Tarihimizdeki gönlünü havacılığa adamış kişileri anıyorsunuz öncelikle...
Etiketler:
ankara gezi,
ankara müzeleri,
ankarada nereler gezilir,
gezi,
hazerfan ahmet çelebi,
Lagari Hasan Çelebi,
model uçak,
Sabiha Gökçen,
thk,
türk hava kurumu,
Türk Hava Kurumu Müzesi,
yamaçparaşütü
14 Şubat 2015 Cumartesi
Yok Yok Yok... Sensiz Yaşanmaz Bu Dünyada İmkanı Yok ...
Ümit Yaşar sevdamı öğrenmeyen kalmamıştır sanıyorum ...
Bilmiyorum insanların yaşadığı bu duygular daha güzel dile getirilebilir mi?
Benim ifade yeteneğim sınırlı kalıyor...
Ama Ümit Yaşar'ın şiirleri duygularıma tercüman oluyor...
E madem bu gün sevgililer günü, bir Ümit Yaşar şiiri daha gelsin o zaman...
Kaderde Senden Ayrı Düşmek De Varmış
Kaderde senden ayrı
düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden ...
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden ...
10 Şubat 2015 Salı
Bursa Tatil Notları: Uludağ Kebapçısı
Bursa'ya gelip de ne yesem acaba diye düşünen yoktur herhalde...
Ama en büyük sorun nerede yeneceğidir ?
Eminim Bursa'da yaşayanların başka önerileri de olacaktır...
Naçizane benim önerim: Uludağ Kebapçısı...
Bursa'ya ilk geldiğim yıllarda babam bu küçük kebapçıya getirdiğinde, bu nasıl bir yer diye şaşırmış, ama yediğim etin lezzetini yıllarca unutamamıştım.
Hayatımda yediğim en lezzetli iskender kebap idi ...
Yıllar sonra Bursa'yı eşimle keşfederken kesinlikle bu lezzeti onun da tatması gerektiğini düşünüp arayıp tarayıp buldum aynı kebapçıyı...
Şimdi blogumu takip eden Bursa gezginlerine de Uludağ Kebapçısını önermeden edemeyeceğim :)
Dikkat: Bu resim saat 12:15'te çekilmiştim ...
Bursa gezisine başlamadan evvel...
Dönerin boyutuna dikkat :)
Etiketler:
bursa,
bursa gezi planı,
Bursa gezisi,
bursa tatil notları,
bursa turu,
bursada ne yenir,
cemal cemil usta,
gezi,
iskender,
iskender nerede yenir,
meşhur iskenderci,
uludağ,
uludağ kebapçısı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



